Dünya, tarih boyunca birkaç büyük kırılma anı yaşadı. Bu anlar; yalnızca teknolojinin değil, ekonominin, toplumun ve üretim biçimlerinin kökten değiştiği dönemlerdi. Bugün yaşadığımız dönüşüm ise bu kırılmaların belki de en derini olacak.
19. yüzyılın ortalarında demiryolları, Amerika’yı fiziksel olarak birbirine bağladı. Yaklaşık 3 trilyon dolarlık (bugünün parasıyla) bu yatırım, sadece ulaşımı değil; ticareti, sanayiyi ve şehirleşmeyi de yeniden tanımladı. Ardından 1969’da Apollo uzay programı, insanlığın sınırlarını genişletti. Ekonomik etkisi demiryollarına kıyasla daha sınırlıydı (300 Milyar USD), ancak yarattığı bilimsel ve teknolojik sıçrama hâlâ etkisini sürdürüyor.
1990’larda ise mobil telekomünikasyon devrimi sahneye çıktı. Yaklaşık 900 Milyar dolarlık yatırımla kurulan bu altyapı, iletişimi hızlandırdı, dünyayı cebimize sığdırdı ve küresel ekonominin ritmini değiştirdi.
Bugün ise tüm bu dönüşümlerin ötesinde bir etkiyle karşı karşıyayız:
2013–2025 arasında ABD’de yapılan yapay zekâ yatırımlarının ekonomik etkisi yaklaşık 2 trilyon dolar seviyesinde ve bu yatırımlar artarak devam ediyor.
Bu rakam bile başlı başına çok şey ifade ediyor.
Karşılaştırmak gerekirse, Türkiye’nin 2024 yılı GSYH’si yaklaşık 1,32 trilyon dolar.
Peki Yapay Zekâyı Bu Kadar Farklı Kılan Ne?
Önceki büyük altyapı yatırımları dünyayı fiziksel olarak değiştirdi: yollar, hatlar, kuleler, fabrikalar…
Yapay zekâ ise her şeyi dönüştürüyor.
- Karar alma biçimlerini
- İşleyişi
- Rutinlerimizi
Üstelik bunu tek bir sektörde değil, eş zamanlı olarak tüm sektörlerde yapıyor.
Bu yüzden bugüne kadar yapılmış en büyük altyapı yatırımları bile, yapay zekânın yarattığı etki karşısında artık birer “sıçrama tahtası” gibi görünüyor. Ve önemli bir gerçek var:
Biz hâlâ bu yolculuğun başındayız.
Şirketler İçin Bu Ne Anlama Geliyor?
Bu dönüşüm sadece “teknoloji ekiplerini” ilgilendiren bir konu değil.
- Daha kısa sürede daha doğru çözümler üretmeyi,
- Hatayı azaltmayı,
- Deneme-yanılma süresini kısaltmayı,
- Veriye dayalı stratejik kararlar almayı
mümkün kılıyor.
Bu nedenle yapay zekâya yaklaşım, bir teknoloji yatırımı değil, bir rekabet ve gelecek stratejisi olarak ele alınmalı.
Sonuç: Tarihin İçinde Bir An
Demiryolları olmadan sanayi devrimi,
Telekomünikasyon olmadan küresel ekonomi,
Bilgisayar altyapısı olmadan modern mühendislik düşünülemezdi.
Bugün de yapay zekâ olmadan,
geleceğin dünyasında güçlü kalmak mümkün olmayacak.
İçinde bulunduğumuz dönem, ileride tarih kitaplarında büyük ihtimalle şu şekilde anılacak:
“Yapay zekânın yalnızca araç değil, temel bir altyapı haline geldiği dönem.”
Ve biz, bu dönüşümün tam eşiğindeyiz.
Hazırlayan:
